Eskişehir Psikolog | Klinik Psikolog Salih Eskici

Özgüvenli Çocuk Yetiştirmek İsterken Şımarık Çocuklar Yetiştiriyoruz

ÖZGÜVEN Mİ ŞIMAARIKLIK MI

Özgüvenli Çocuk Yetiştirmek İsterken Şımarık Çocuklar Yetiştiriyoruz: Çocukların Bedel Ödemesine İzin Vermiyoruz

Son yıllarda ebeveynlerin en sık dile getirdiği hedeflerden biri çocuklarının özgüvenli bireyler olarak yetişmesidir. Kimse çocuğunun çekingen, kendini ifade edemeyen veya değersiz hisseden bir yetişkin olmasını istemez. Ancak iyi niyetle çıktığımız bu yolda bazen önemli bir hataya düşebiliyoruz: Özgüvenli çocuk yetiştirmeye çalışırken farkında olmadan şımarık çocuklar yetiştirebiliyoruz.

Bu durumun temel sebeplerinden biri çocukların hayatın doğal sonuçlarıyla karşılaşmalarına izin vermememizdir. Başka bir ifadeyle, çocukların bedel ödemesini engelliyoruz.

Özgüven Nedir, Şımarıklık Nedir?

Özgüven; kişinin kendi becerilerine güvenmesi, hata yaptığında bunu tolere edebilmesi ve başarısızlık karşısında ayakta kalabilmesidir. Özgüvenli çocuk, her şeyi yapabilen çocuk değildir. Yapamadığı şeylerle karşılaştığında da kendilik değerini koruyabilen çocuktur.

Şımarıklık ise kişinin kendi isteklerini merkeze koyması, sınırları kabul etmekte zorlanması ve davranışlarının sonuçlarına katlanmak istememesidir. aŞımarık çocuklar genellikle her istediklerine ulaşabileceklerini düşünürler. Çünkü hayat onlara sürekli bunu öğretmiştir.

Özgüven ile şımarıklık arasındaki en önemli fark, sorumluluk alabilme kapasitesidir.

Çocuklarımızın Önündeki Taşları Sürekli Temizliyoruz

Birçok ebeveyn çocuğu üzülmesin diye onun karşılaşacağı sorunları önceden çözmeye çalışır.

Ödevini unutmuştur, veli öğretmeni arar.

Arkadaşıyla kavga etmiştir, ebeveyn devreye girer.

Ders çalışmamıştır, mazeretler bulunur.

Odasını toplamamıştır, anne toplar.

Sınavdan düşük not almıştır, hemen öğretmen suçlanır.

Aslında ebeveyn burada çocuğunu koruduğunu düşünmektedir. Fakat uzun vadede verilen mesaj şudur:

“Senin davranışlarının sonuçlarını sen değil, ben üstlenirim.”

Bu mesaj tekrarlandıkça çocuk sorumluluk almak yerine sorumluluktan kaçmayı öğrenir.

Hayatın En Büyük Öğretmeni Sonuçlardır

Psikolojik gelişimin önemli bir kısmı neden-sonuç ilişkisini öğrenmekle ilgilidir.

Çocuk odasını toplamazsa dağınıklığın sonucunu görmelidir.

Ders çalışmazsa düşük not alma ihtimaliyle karşılaşmalıdır.

Arkadaşına kırıcı davranırsa ilişkinin zarar görebileceğini deneyimlemelidir.

Bu deneyimler çocuk için cezalandırıcı olmak zorunda değildir. Aksine bunlar hayatın doğal öğretmenleridir.

Sürekli kurtarılan çocuklar ise davranışlarının sonuçlarını öğrenemezler. Sonuçlarla karşılaşmadıkları için öz disiplin geliştirmekte zorlanırlar.

Gerçek Özgüven Başarıdan Değil, Zorluklarla Baş Edebilmekten Doğar

Birçok ebeveyn çocuğunun özgüvenini korumak için onun başarısızlık yaşamasını engellemeye çalışır. Oysa gerçek özgüven hiç düşmemekten değil, düştüğünde ayağa kalkabilmekten doğar.

Çocuk bir sınavdan düşük not aldığında, bir yarışmayı kaybettiğinde veya bir arkadaşlık ilişkisinde hayal kırıklığı yaşadığında aslında önemli bir psikolojik beceri geliştirmektedir: Hayal kırıklığı toleransı.

Hayatta başarılı olan insanların ortak özelliklerinden biri, başarısızlık yaşamamış olmaları değildir. Başarısızlıkla baş etmeyi öğrenmiş olmalarıdır.

Çocuğun her düşüşünü engellemek, yürümeyi öğrenmesini de engeller.

“Üzülmesin” Derken Dayanıksız Hale Getirebiliriz

Modern ebeveynlikte en sık karşılaşılan hatalardan biri çocukların olumsuz duygular yaşamasını engellemeye çalışmaktır.

Oysa üzüntü, hayal kırıklığı, öfke, kaygı ve başarısızlık insan deneyiminin doğal parçalarıdır.

Çocuk bu duygularla güvenli bir ortamda karşılaşır ve bunları yönetmeyi öğrenirse psikolojik dayanıklılığı gelişir.

Ancak her olumsuz duygudan korunan çocuklar, yetişkinlikte hayatın gerçekleriyle karşılaştıklarında çok daha fazla zorlanabilirler.

Çünkü hayat, ebeveynler kadar koruyucu değildir.

Sınırlar Sevginin Karşıtı Değildir

Bazı ebeveynler sınır koymanın sevgisizlik olduğunu düşünür. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri net ve tutarlı sınırlardır.

“Hayır” cevabını duymak,

Beklemeyi öğrenmek,

Sorumluluk almak,

Hatalarının sonuçlarına katlanmak,

Her istediğinin hemen olmayacağını görmek,

çocuğun ruhsal gelişiminin önemli parçalarıdır.

Sınırların olmadığı yerde özgüven değil, hak edilmişlik duygusu gelişebilir.

Sonuç

Çocuklarımızı güçlü bireyler olarak yetiştirmek istiyorsak onların hayatın doğal sonuçlarıyla karşılaşmalarına izin vermeliyiz. Her düştüklerinde kaldırmak yerine bazen ayağa kalkmayı öğrenmelerine fırsat vermeliyiz.

Özgüven, sürekli övülen çocuklarda değil; sorumluluk alan, hata yapan, sonuçlarına katlanan ve yeniden deneyen çocuklarda gelişir.

Çocuklarımızın önündeki tüm engelleri kaldırmak yerine, o engelleri aşabileceklerine inanmayı öğrenmeliyiz. Çünkü gerçek özgüven, korunarak değil; deneyimleyerek kazanılır.

 

Leave A Comment