Uzm. Klinik Psikolog Salih Eskici - Eskişehir Uzm. Psikolog

Siberkondri: Dijital Çağda Sağlık Kaygısının Yeni Yüzü

Dijitalleşme ile birlikte sağlık bilgisine erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. İnternet arama motorları, sosyal medya ve çevrimiçi sağlık platformları, bireylerin belirtilerini hızlıca araştırmasına olanak tanıyor. Bu durum bazı bireyler için güçlendirici bir kaynak olurken, bazıları için sağlık kaygısını artıran ve sürdüren bir döngüye dönüşebilmektedir. **Siberkondri**, bireyin yaşadığı bedensel duyumları veya küçük belirtileri internet üzerinden yoğun ve tekrarlayıcı biçimde araştırması sonucunda kaygısının artması ve bu kaygıyı yatıştırmak amacıyla yeniden arama yapmasıyla karakterize edilen bir durumdur.

 

Siberkondri kavramı, klasik hipokondriyazis ya da güncel tanımıyla hastalık kaygısı bozukluğu ile benzer özellikler taşımakla birlikte, ayırt edici yönü kaygının temel pekiştiricisinin çevrimiçi sağlık aramaları olmasıdır. Kişi çoğu zaman masum bir belirtiyle aramaya başlar; karşılaştığı tehdit içerikli ve felaketleştirici bilgiler kaygının hızla yükselmesine neden olur. Artan kaygı, kişiyi daha fazla arama yapmaya iter. Her arama kısa süreli bir rahatlama sağlasa da bu rahatlama kalıcı değildir ve zamanla kaygı daha da artar.

 

Bilişsel-davranışçı bakış açısıyla siberkondri; belirsizliğe tahammülsüzlük, bedensel duyumlara aşırı odaklanma, felaketleştirme eğilimi ve güvence arama davranışlarıyla açıklanabilir. İnternetten sağlık bilgisi aramak bu bağlamda bir güvence arama davranışı işlevi görür. Kısa vadede rahatlatıcı olsa da uzun vadede kaygıyı sürdüren ve yoğunlaştıran bir mekanizma haline gelir.

 

Araştırmalar, sağlık kaygısı yüksek bireylerde siberkondri eğiliminin daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bununla birlikte siberkondri yalnızca klinik düzeyde kaygı yaşayan bireylerle sınırlı değildir. Pandemi gibi küresel sağlık krizleri, belirsizlik ve ölüm tehdidinin arttığı dönemler, toplum genelinde siberkondri davranışlarının artmasına zemin hazırlamıştır. Yüksek anksiyete duyarlılığı, belirsizliğe düşük tolerans, mükemmeliyetçilik, geçmişte yaşanmış ciddi hastalık deneyimleri ya da yakın birinin hastalık veya kaybına tanıklık etme gibi faktörler risk etkenleri arasında sayılabilir. Buna ek olarak, sağlıkla ilgili haberlerin sansasyonel biçimde sunulması ve sosyal medyada hızla yayılan doğrulanmamış bilgiler de siberkondriyi besleyen önemli çevresel etmenlerdir.

 

Siberkondri yaşayan bireyler sıklıkla gün içinde defalarca sağlıkla ilgili arama yapar, okudukları bilgilerin daha çok en kötü senaryolara odaklandığını fark eder ve arama sonrası kısa süreli bir rahatlama yaşarlar. Ancak bu rahatlama hızla yerini yeni bir kaygıya bırakır. Çoğu zaman tıbbi değerlendirme ve doktor güvencesi bile kişiyi tatmin etmez. Bedensel duyumlar sürekli izlenir, analiz edilir ve tehdit olarak yorumlanır. Bu süreç zamanla bireyin işlevselliğini bozabilir; iş yaşamı, sosyal ilişkiler ve duygusal iyi oluş olumsuz etkilenebilir. Bazı bireylerde depresif belirtiler ve obsesif-kompulsif özellikler de tabloya eşlik edebilir.

 

Ayırıcı tanıda siberkondri; hastalık kaygısı bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ve yaygın anksiyete bozukluğu ile birlikte değerlendirilmelidir. Burada belirleyici olan, internet aramalarının kaygının merkezinde yer alıp almadığı ve bu davranışın temel işlevinin kaygıyı azaltmaya yönelik bir güvence arama olup olmadığıdır. Obsesif kompulsif bozuklukta arama davranışı daha çok obsesyonları nötralize etmeye yönelik bir kompulsiyon işlevi görürken, siberkondride belirsizliği azaltma çabası ön plandadır.

 

Siberkondri ile baş etmede, bireyin günlük yaşamında geliştireceği farkındalık ve beceriler büyük önem taşır. İnternetten sağlık bilgisi aramaya yönelmeden önce kısa bir duraklama yapmak ve “Şu anda bilgiye mi ihtiyacım var, yoksa kaygımı yatıştırmaya mı çalışıyorum?” sorusunu sormak, otomatikleşmiş döngüyü fark etmeyi sağlar. Sorunun bilgiye erişim değil, bilginin kaygıyı düzenleme aracı haline gelmesi olduğu hatırlanmalıdır.

 

Sağlıkla ilgili aramalar için gün içinde sınırlar belirlemek, kontrolsüz arama davranışını azaltmaya yardımcı olabilir. Belirti ortaya çıkar çıkmaz arama yapmak yerine beklemeyi denemek, kaygının her zaman artarak devam etmediğini ve çoğu zaman kendiliğinden azalabildiğini deneyimleme imkânı sunar. İnternette karşılaşılan bilgilerin çoğunun nadir ve ciddi hastalıklara odaklandığını, arama motorlarının dikkat çekici ve tehdit içeren içerikleri öne çıkardığını bilmek, okunan bilgileri daha gerçekçi bir çerçevede değerlendirmeye yardımcı olur.

 

Bedensel duyumları sürekli analiz etmek yerine onların geçici olabileceğini kabul ederek gözlemleyebilmek, sağlık kaygısını azaltan önemli bir beceridir. Her bedensel değişimin mutlaka ciddi bir hastalığın göstergesi olması gerekmez. Çoğu zaman duyumlara verilen anlam, duyumun kendisinden daha belirleyici bir rol oynar.

 

İnternetten yapılan aramalar sonrasında hissedilen kısa süreli rahatlamanın geçici olduğunu fark etmek, güvence arama döngüsünü görünür kılar. Bu farkındalık, davranışın uzun vadede işe yaramadığını görmeye ve değişim için adım atmaya zemin hazırlar. Sağlık kaygısı kişinin günlük işlevselliğini bozuyor, internet aramaları kontrol edilemez hale geliyor ve kişi kendisini sürekli tehdit altında hissediyorsa, bir ruh sağlığı uzmanından destek almak koruyucu ve önemli bir adımdır.

 

Sonuç olarak siberkondri, dijital çağın ruh sağlığı alanına kazandırdığı önemli klinik görünümlerden biridir. Sağlık bilgisine erişimin artması tek başına sorun değildir; sorun, bu bilginin kaygıyı düzenleme amacıyla aşırı ve işlevsiz kullanımında ortaya çıkar. Siberkondriyi anlamak ve ele almak, hem bireysel ruh sağlığını korumak hem de dijital çağın getirdiği yeni zorluklara uyum sağlamak açısından giderek daha önemli hale gelmektedir.

Leave A Comment