Uzm. Klinik Psikolog Salih Eskici - Eskişehir Uzm. Psikolog

Her Şeye Yetişmeye Çalışırken Kendimizi mi Kaybediyoruz?

Günümüzde aynı anda birçok işi yürütebilmek neredeyse bir başarı ölçütü gibi sunuluyor. Yoğun olmak, sürekli meşgul görünmek ve birden fazla sorumluluğu eş zamanlı götürmek, modern hayatın beklentileri arasında yer alıyor. Ancak psikolojik açıdan baktığımızda, bu durum gerçek bir verimlilikten çok; zihinsel dağınıklık, içsel baskı ve uzun vadede tükenmişlik üretir.

Her Şeye Yetişmeye Çalışırken Kendimizi mi Kaybediyoruz?

Sürekli yetişme çabası, bireyin hem bilişsel kapasitesini zorlar hem de ruhsal dengesini aşındırır. İnsan beyni karmaşık görevleri aynı anda etkin biçimde yürütmek üzere tasarlanmamıştır. Zihin, aslında görevleri paralel biçimde değil, art arda ve çok hızlı geçişlerle sürdürür. Bu geçişlerin her biri dikkat kaybına ve zihinsel enerji harcamasına yol açar.

Kişi farkında olmadan zihnini sürekli bir “geçiş modunda” tutar. Bu durum gün sonunda yoğun bir yorgunluk hissi oluşturur. İlginç olan şudur: Kişi bütün gün aktif olmasına rağmen yaptığı işlerin niteliğinden tatmin olmayabilir. Çünkü dağılmış dikkat, derinleşmeyi ve kaliteli üretimi zorlaştırır.

Performans Odaklı Değer Algısı ve Çocukluk Dönemi

Her işi aynı anda yapmaya çalışan kişilerde sıklıkla yüksek performans beklentisi görülür. Bu kişiler için üretmek sadece bir gereklilik değil, aynı zamanda değerli hissetmenin bir yoludur. İç dünyalarında “Yavaşlarsam geride kalırım” veya “Durursam değersizleşirim” gibi inançlar bulunabilir. Bu inançlar çoğu zaman çocukluk döneminde gelişen koşullu kabul deneyimleriyle ilişkilidir. Sevgi ya da takdir performansa bağlandığında, kişi yetişkinlikte de aynı döngüyü sürdürür.

Bir Kaçış Mekanizması Olarak Meşguliyet

Bu yoğunluk hali bazen kaygıyı bastırma işlevi de görür. Durmak, sessizleşmek ya da boş kalmak bazı insanlar için rahatsız edicidir. Çünkü boşluk, zihinde bastırılmış düşüncelerin ve kaygıların yüzeye çıkmasına alan açar. Sürekli meşgul olmak ise bu yüzleşmeyi erteler. Bu nedenle her işi aynı anda yapmaya çalışma hali, sadece bir zaman yönetimi sorunu değil, aynı zamanda bir duygusal düzenleme biçimidir.

Sınır Koyma Güçlüğü ve Mükemmeliyetçilik

Bu davranış biçimi sınır koyma güçlüğüyle de yakından ilişkilidir. “Hayır” diyememek, başkalarının beklentilerini önceliklendirmek ve her talebi üstlenmek zamanla zihinsel yükü artırır. Başlangıçta bu durum güçlü ve fedakâr görünmeyi sağlayabilir; ancak uzun vadede içsel bir öfke birikimi oluşturabilir.

Sürekli yüksek performans talebi zihni “alarm” durumunda tutar. Bu da bedensel belirtilerle kendini gösterebilir:

  • Çarpıntı ve kas gerginliği

  • Uyku problemleri

  • Unutkanlık ve tahammülsüzlük

Verimlilik mi, Sürekli Meşguliyet mi?

Önemli bir ayrım yapmak gerekir: Verimli olmak ile sürekli meşgul olmak aynı şey değildir. Verimlilik, önceliklendirme ve odaklanma gerektirir. Sürekli meşguliyet ise çoğu zaman dağınık bir çabadır. Kişi birçok işe başlar fakat derinleşemez. Oysa tek bir işe odaklanıp onu tamamlamak, zihinde kapanma ve tatmin duygusu yaratır.

Psikolojik Sağlık İçin Bilinçli Yavaşlama

Psikolojik açıdan daha sağlıklı yaklaşım, bilinçli bir yavaşlama pratiği geliştirmektir. Yavaşlamak tembellik değildir; aksine, zihinsel berraklığın ön koşuludur. Kendi sınırlarını kabul etmek önemli bir psikolojik olgunluk göstergesidir. Her şeye yetişememek bir yetersizlik değil, insan olmanın doğal sonucudur.

Değerin performanstan bağımsız olduğunu içselleştirmek, davranış değişiminin temelini oluşturur. Gerçek verimlilik hızdan değil, dengeden doğar. Kişinin kendi ritmini bulması hem üretkenliğini hem de ruhsal iyilik halini sürdürülebilir kılar.

Leave A Comment