Dürtüsellik, kişinin düşünce, duygu ve davranışları arasında yeterli duraksama olmadan harekete geçmesi olarak tanımlanır. Çoğu zaman “sonradan pişman olma” ile sonuçlanan ani kararlar, öfkeyle söylenen sözler, kontrolsüz yeme ya da harcama davranışları dürtüselliğin günlük hayattaki yansımalarıdır. Her insanda zaman zaman görülebilse de, sıklaştığında kişinin ilişkilerini, özgüvenini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Dürtüsellik genellikle yalnızca irade eksikliği olarak değerlendirilir; ancak klinik açıdan bakıldığında bunun altında çoğu zaman duygusal düzenleme güçlüğü yer alır. Yoğun kaygı, bastırılmış öfke, değersizlik hissi, onay ihtiyacı ya da duygusal yoksunluk yaşayan bireylerde dürtüsel davranışlar daha sık görülür. Kişi, zorlayıcı duygularla baş edemediğinde bu duyguları hızlıca azaltmak için düşünmeden davranabilir. Bu kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede suçluluk, utanç ve kendine yönelik eleştiriyi artırır.
Dürtüsellik yalnızca bireysel düzeyde değil, ilişkisel alanda da sorunlara yol açabilir. Düşünmeden konuşmak, ani tepkiler vermek ya da sınır koyamamak; çift ilişkilerinde, aile içinde ve iş hayatında çatışmaları artırabilir. Zamanla kişi “kendime hâkim olamıyorum” düşüncesini içselleştirerek kendilik algısında zedelenme yaşayabilir. Bu durum, döngüsel bir şekilde dürtüselliği daha da besleyebilir.
Psikoterapi sürecinde dürtüsellik, bastırılması gereken bir problem olarak değil; anlaşılması gereken bir sinyal olarak ele alınır. Terapi, kişinin dürtülerini tetikleyen duyguları fark etmesini, davranıştan önce durabilme becerisini geliştirmesini ve ihtiyaçlarını daha sağlıklı yollarla ifade etmesini hedefler. Özellikle şema terapi ve bilişsel davranışçı terapi yaklaşımları, dürtüselliğin altında yatan düşünce kalıpları ve duygusal ihtiyaçlarla çalışmada etkili yöntemler sunar.
Dürtüsellik; kontrolsüz yeme, öfke patlamaları, ani kararlar ya da kendine zarar verme eğilimleriyle birlikte seyrediyorsa profesyonel destek almak önemlidir. Bu süreçte amaç, kişinin kendini suçlaması değil; davranışlarının anlamını keşfetmesi ve içsel dengeyi yeniden kurabilmesidir.
Eskişehir psikolog arayışında olan bireyler için psikoterapi, dürtüselliğin yaşam üzerindeki etkilerini anlamak ve bu döngüyü değiştirmek adına güvenli bir alan sunar. Eskişehir klinik psikolog Salih Eskici ile yürütülen terapi sürecinde, her bireyin yaşantısı ve ihtiyaçları dikkate alınarak kişiye özgü bir çalışma planı oluşturulur.
Sonuç olarak dürtüsellik, değiştirilemez bir kişilik özelliği değildir. Doğru destekle kişi, duygularını daha sağlıklı biçimde düzenlemeyi, davranışları üzerinde kontrol duygusunu güçlendirmeyi ve kendisiyle daha şefkatli bir ilişki kurmayı öğrenebilir.

